Baskı direnişi doğurur ve her zaman bu direnişin imzası niteliğini taşıyan anlar yaşanır. 11 Eylül 1973'de Şili'de, devlet başkanı Salvador Allende ve binlerce insanın öldürülmesine sebep olan Pinochet darbesinin öncesi ve sonrasında yaşanan direnişin önemli bir ismi, Victor Jara'yı hatırlayalım. Darbe öncesi direniş parlamenter zemine taşınıp büyük bir ilerleme kaydetmişken dahi özverili çalışmalarını sürdüren ve direniş niteliğini taşıyan politik mücadelenin sanat ayağındaki önemli bir ismi haline gelen Victor Jara, darbe sonrası tutuklananlar arasındaydı. Birçok insan gibi götürüldüğü, o zamanki adıyla "Şili Ulusal Stadyumu"nda işkence gördü ve öldürüldü. Ancak, darbe sonrası direnişin de önemli bir simgesi olmasını sağlayacak şekilde, gitar çalamasın diye elleri kırıldığında dahi inancını haykırması sonrası gelen bir ölümdü bu.
O dönem yaşanan direniş ve verilen mücadelenin imzası niteliğini taşıyan bu ölüm anının ardından 30 yıl sonra, Şili Ulusal Stadyumu'nun ismi Estadio Victor Jara olarak değiştirildi. Ama bir süre öncesine kadar Şili'de sokaklara dökülen ve haklarını talep eden öğrencileri, bu öğrencilere saldıran güvenlik güçlerini gösteren haberleri de izledik. Böylece anlaşılıyor ki yaşanan haksızlıkların hesabının sorulması, atılan şekli adımlarla avunmaktan çok, o haksızlıkları yaşatanlara karşı topyekün bir mücadeleyi sürdürmekle, Victor Jara ve dünya çapındaki ardılı sanatçı/aydınların söylediklerine gereken değeri vermekle mümkündür. Latin Amerika'nın ortak kültürünün "mücadele" ve "direniş" damarını besleyen, Nueva Cancion adlı yeni bir müzik akımının da ortaya çıkmasında büyük pay sahibi olan bu büyük sanatçıya, Victor Jara'ya kulak verelim...